Çağatay yollarda, vatandaş çilede… alıntı http://www.antalyabugun.com/?page=makale&MID=4705


15/4/2009 ·

GÜNÜN HABERLERİ

<_script /> <_script />
 ERDOĞAN KAHYA
Çağatay yollarda, vatandaş çilede…
13.04.2009

Geçen Perşembe günü kaleme aldığımız, “Çağatay yollarda” başlıklı makalemiz; insanların Vergi Dairesi ilişkilerinde ne kadar dertli olduğunu ortaya çıkardı. Bu yazı üzerine önce Antalya Vergi Dairesi Başkanı Mahmut Sütçü aradı. Bu arada Çağatay beyin soyadını da öğrendik. Vergi Denetmeni Çağatay  Cüneyt   Cengiz. 
Mahmut Sütçü’ye göre  Çağatay bey,  görevini yapıyor. Ben de buna kesinlikle katılıyorum. Kendisi ve birlikte çalıştıkları ekip arkadaşları bizler için vergi kaçıranları tespit edebilmek için gece-gündüz çalışıyorlar.
Ancak bu makalemin yayınlanmasından sonra aldığım iki mektup daha var. Tarafsızlık anlayışlımız bu iki mektuptan da söz etmemizi zorunlu kılıyor.
Mektuplardan ilki bir uzmandan geliyor. Serbest Muhasebeci  Mali Müşavir Ö.A, diğeri de bir turizmciden (O.S). Önce ondan başlayalım:
“Sayın Kahya, 09.04.2009 tarihli yazınızla,  Antalya da sadece diş hekimlerinin değil  otelcilerin, seyahat acentelerinin, özel hastane ve tıp merkezlerinin yarasına bastınız.
Biz Turizmde  otel faaliyeti yapan, otelin kapasitesine göre, 10 kişiden 500 kişiye kadar işçi çalıştıran firmalarız. Yazınızda bahse konu kişi bu yazdıklarınızı 2 aydır değil, 2 yıldır turizm sektöründe yapmaktadır. Her gittiği işletmeyi  hırsız, kaçakçı gözüyle bakmakta, yapılan denetimde herhangi bir eksiklik olmasa bile  başka şeylerle tehdit ederek zoraki yüksek miktarlı faturalar kestirmekte, kesmek istemeyenleri, ‘arama kararı  ile gelirim, polisle gelirim’ yanarsınız diyerek tehdit etmektedir. Antalya turizmcilerinin hepsi aynı durumdadır ancak  üstüme gelirler diye herkes bu işlemlere boyun eğmektedir.
siz tüm Antalya esnafın ve işadamlarının hislerine tercüman oldunuz”
İkinci mektup biraz uzun. Uzmanımız önce 3 sayfa kadar vergi dairelerinin kuruluşundan işleyişine kadar misyonunu anlattıktan sonra konumuza gelmiş.
“Mükellefler yıllık gelirini ve bu geliri üzerinden ödenmesi gereken vergiyi muhasebecilerin de yardımıyla kendileri hesaplayıp vergi dairesine beyan ederler ve vadesinde öderler. Hesap ve vergisel işlemleri basit olan (Faiz ve kira geliri elde eden mükellefler gibi) mükellefler dışındaki ticari, zirai ve mesleki kazanç sahiplerinin muhasebecilerinin olması ve vergi dairesine verdikleri beyanlarının muhasebeci tarafından onaylanması yasal zorunluluktur. Bir işverene bağlı olarak çalışmayıp kendi hesabına bağımsız çalışan doktor, diş hekimi, avukat, muhasebeci, sanatçı gibi meslek mensuplarının kazancı serbest meslek kazancıdır ve mutlaka muhasebeciden yardım almak zorundadır.”
Uzmanımız buraya kadar kendi meslekleri açısından irdeliyor. Sıra bürokrasi açısından değerlendirmede:
“Yetkili yoklama memurları anlık kontrol yapabilirler. Mükelleflerin geçmişe yönelik vergi hesabına dayanak olan yasal defter ve belgelerine dokunmaları, bu belgelerin mahiyeti hakkında soru sormaları, mükellefin ödemiş olduğu veya ödeyecek olduğu vergiler konusunda çalışma yapmaları yasal açıdan mümkün değildir. Niçin az vergi ödedin diye soru soramaz. Antalya’da yapılan şov amaçlı en popüler yoklama işi dini bayramlarda ve yeni yılda otellerde sahne alan sanatçıların alacakları ücretin tespiti için yapılır. Yoklama memurlarının sanatçının ve otelin ödeyeceği vergiye ilişkin inceleme yapma yetkisi yoktur.
Mevcut maliye bakanı ve müsteşarı dahil olmak üzere bakanlıkta 24 adet hesap uzmanı kökenli bürokrat çalışmaktadır. Bir ay önce gelir idaresi başkanlığına maliye müfettişi kökenli bürokrat atanmıştır.
Mevcut ve bir önceki Antalya vergi dairesi başkanları hesap uzmanı kökenlidir. Son 7 yıldır, vergi idarecilerinin ve memurların teftişi için Antalya’ya maliye müfettişi gelmemiştir. 
Antalya’da, merkezde sürekli, ilçelerinde de geçici olarak bulunan vergi incelemesi yetkisine haiz 80 adet vergi denetmeni çalışmaktadır. 
Antalya vergi dairesi başkanlığınca yürütülen yerel yoklama ve vergi incelemesi usulü diğer tüm illere göre farklı uygulanmaktadır. Vergi dairesi başkanının (Mahmut SÜTÇÜ) talimatı ile kıdemli bir adet vergi denetmeni (Mehmet Ali KILINÇ) köşe yazınıza konu olan işleri yapmak üzere yetkilendirilmiştir. Yapılacak işler için bir adet vergi denetmeni (Çağatay Cüneyt CENGİZ) ve 10 adet gelir uzmanı unvanlı yoklama memurundan oluşan bir ekip oluşturulmuştur.
Ekibin görevi; Antalya vergi dairesi başkanlığınca gelir idaresi başkanlığına sunulan çalışma sonuçlarının istatistik rakamlarını artırmak için mükelleflere usulsüzlük ve vergi ziyaı cezası kesmektir.
Antalya mükellefleri, her mükellef gibi, ağır işleyen yargı sistemi nedeniyle devletten ve maliyeciden korkmaktadır. Yoklama ve vergi incelemesinin mahiyeti hakkında eksik bilgileri vardır. Mükelleflerin müşavirleri olan muhasebeciler ve yeminli mali müşavirler de benzer durumdadırlar veya mükellefler gibi vergi idaresi ile çatışmak istememektedirler.
Antalya mükellefleri yıllardır alışkın oldukları  yoklama memurlarından farklı olarak, gelir uzmanı unvanı ile tanışacaklardır. Bu nedenle genç gelir uzmanı memurlar ekibe özellikle dahil edilmiştir. Çoğu mükellefler kendilerini gelir uzmanı olarak tanıtan bu memurları hesap uzmanı zannetmektedirler.
Ekip, 2007 ve 2008 yılarında Antalya’da çok yoğun tempoda çalışmıştır. Ekip başı Çağatay Cüneyt CENGİZ olmak üzere 10 adet gelir uzmanı resmi maliye minibüsü ile mükellefin işyerine habersiz gider. Vergi dairesi başkanlığının (Mükellefler bu makamı eski gelirler genel müdürlüğü olarak bilir) ve Antalya valisinin görev emri ile çalıştıkları mükellefe açıklanır. Ve süreç başlar…
Ayrıca, Antalya’daki mükelleflere “ben yaptım oldu” anlayışı ile kanunsuz ve haksız yapılan bu muamele konusunda sayın valimiz de ayrıntılı bilgi sahibidir ve bu durumdan çok rahatsızdır.”
İşte böyle sevgili okurlarım. İnsanlar sıkıntı çekiyor, ama kimi Devlet baba’ya saygısından, kimi Osmanlı’dan kalma korkusundan ve en önemlisi de, “aman bana ne?” diyerek sorumsuz vatandaş örneği yaratmaktan sesini çıkarmıyor.  
Şurası da bir gerçek ki; bu denetimleri yapan memurlarımız da elde ettikleri fazladan gelirleri kendi hanelerine yazmıyorlar. Her yiğidin bir yoğurt yiyişe var demek ki!...


BİRAZ DA GÜLELİM

“Sünnet etturdum da…”
Temel, Ankara'da bir barda içerken cep telefonu çalar, telefonunu açar, bir o kulağına bir bu kulağına götürürken sevinçle bardaki herkese içki ısmarlar.
Soranlara; karısının 12 kg’lık bir bebek doğurduğunu söyler.
Bardaki hiç kimse bir bebeğin 12 kg. gelebileceğine inanmaz fakat Temel inat eder.
 "Dediğim gibi, bizim oralarda ortalama bebek kilosu budur, benimki de tipik bir Laz bebeği işte?
 Dört bir yandan tebrikler yağar; bardaki herkes Temel'i kutlar...
 İki hafta sonra Temel tekrar bara uğrar.
 Barmen tanır ve sorar:
 "Sen şu 12 kg doğan bebeğin babası değil misin? Herkes bebeğin iki haftada kaç kiloya ulaştığını merak ediyor.
 - Söyle bize, bebek kaç kilo?"
 Temel gururla yanıtlar:
 " Tam 10 kilo"
 Barmen şaşırmış ve meraklanmıştır.
 "Nasıl olur? Doğduğu gün zaten 12 kiloydu."
 Temel içkisini başına diker, ıslak dudaklarını koluna siler ve barmene doğru eğilir, gururla yanıtlar:
"Sünnet ettirdum da."

GÜNÜN SÖZÜ
Millete efendilik yoktur, hizmet vardır. Bu millete hizmet eden onun efendisi olur. 
Atatürk

Yorum (0)

denetmene rotasyon geliyor


27/1/2009 ·

Vergi kanunlarında değişikliği öngören yasa tasarısı

Bakanlar Kurulunda kabul edilen Gelir Vergisi Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısıyla, kablolu ve kablosuz internet servis sağlayıcılığı hizmeti vergisinin yüzde 15'den yüzde 5'e indirilmesi öngörüldü.

<_script /> MNetBanner("cumhuriyet_anasayfa_468x60"); <_script />

AA

Ankara- Gelir Vergisi Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısına göre, her nevi telekomünikasyon işletmeciliği kapmasındaki (ön ödemeli kart satışları dahil) tesis, devir, nakil ve haberleşme hizmetleri (vergi oranı yüzde 25), radyo ve televizyon yayınlarının uydu platformu ve kablo ortamından iletilmesine ilişkin hizmetler (vergi oranı yüzde 15) ile kablolu ve kablosuz internet servis sağlayıcılığı hizmeti kapsamına girmeyen, diğer telekomünikasyon hizmetlerinden alınacak vergi oranını ise yüzde 15 olarak belirlendi.

Söz konusu hizmetlerin birlikte veya birbiriyle bağlantılı olarak verilmesi halinde ise, her hizmet tabi olduğu oran üzerinden vergilendirilecek. Bakanlar Kurulu, yüzde 25 oranını yüzde 10'a, yüzde 15 oranlarını ayrı ayrı veya birlikte yüzde 5'e, yüzde 5 oranını ise sıfıra kadar indirmeye ve bu oranları kanuni oranlarına kadar artırmaya yetkili kılındı.

Tasarıda yer alan bir başka değişikliğe göre de emeklilik yatırım fonlarının, menkul kıymet fonlarının ve menkul kıymet yatırım ortaklıklarının sermaye piyasalarında yaptıkları işlemler nedeniyle elde ettikleri paralar, banka ve sigorta muameleleri vergisinden muaf tutulacak.

Taşıtlara vergi affı

Bu arada tasarıda yer alan geçici madde ile de ilgili trafik sicilinde adlarına kayıtlı ve tescilli bulunan, 1978 model veya daha eski olan motorlu taşıtlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 31 Aralık 2009'a kadar, kayıt ve tescillerinin silinmesi ve hurdaya çıkarılması durumunda, tahakkuk etmiş ve ödenmemiş olan motorlu taşıtlar vergisi ile bu vergiye ilişkin gecikme zammı, vergi cezaları ve plakaya kesilen idari para cezaları terkin edilecek (vazgeçilecek).

Maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla mevcut olmayan veya herhangi bir nedenle motorlu taşıtlar vasfını kaybeden, 1998 model ve daha eski taşıtların, bu durumlarının belgelendirilmesi halinde, bu taşıtlara ait motorlu taşıtlar vergilerinin 1/4'ünün 31 Aralık 2009'a kadar ödenmesi şartıyla, kalan vergi, verginin gecikme zammı, gecikme faizi, vergi cezaları ve plakalarına kesilen idari para cezalarının tamamının tahsilinden vazgeçilecek ve ödemeyi takiben trafik tescil kayıtları silinecek.

Çalıntı araçlara ilişkinde yapılan düzenleme ile 5 Temmuz 2003'den önce çalınan motorlu taşıtlara ilişkin, çalınma tarihinden bulunma tarihine kadar, henüz bulunmadıysa 5 Temmuz 2003'e kadar olan vergilendirme dönemlerine ait olan ve madde yürürlüğe gireceği tarihte ödenmemiş bulunan motorlu taşıtlar vergisi ile gecikme zammı, faizi, cezaları ve idari para cezaları da terkin edilecek.

Noterler vasıtasıyla satışı yapılan motorlu taşıtlar için, noter satış senedinin düzenlendiği tarihten sonra satıcılar adına tahakkuk eden motorlu taşıtların vergileri, gecikme zammı, faizleri ve cezaları, taşıtın 31 Aralık 2009'a kadar alıcısı adına tescili kaydıyla, düzeltme zaman aşımı hükümlerine tabi olmaksızın düzeltilecek. Motorlu taşıtlar vergisinde düzeltme yapılan bu taşıtlarla ilgili olarak 31 Aralık 2003 tarihinden önce tescil plakasına kesilen idari para cezalarının tahsilinden vazgeçilecek.

Ancak, bu madde hükmünden gerçeğe aykırı bildirimde bulunmak suretiyle yararlananlar, bu taşıtları taşıt vasfını kaybettirecek şekilde kullanılamaz hale getirmeyenler ile buna ilişkin gerekli tedbirleri almayanlar ilgili kanun gereğince cezalandırılacak.
Bu madde kapsamında tescil kayıtları silinen motorlu taşıtlara ait daha önce ödenmiş olan motorlu taşıtlar vergisi ile buna ilişkin gecikme zammı, faizi, cezaları ve idari para cezaları red ve iade edilmeyecek.

Vergi kanunlarında değişiklik öngören yasa tasarısı, Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu kapsamında düzenlenen ürün senetlerinin elden çıkarılmasından doğan kazançların, 31 Aralık 2013 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesna olmasını öngörüyor.

Bakanlar Kurulunda kabul edilen Gelir Vergisi Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısıyla, Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu kapsamında düzenlenen ürün senetlerinin elden çıkarılmasından doğan kazançlar, 31 Aralık 2013 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesna olacak. İstisna edilen kazançlar üzerinden Gelir Vergisi'nin 94. maddesi kapsamında tevfikat yapılamayacak. Münhasıran bu kazançlar için gelir vergisi mükelleflerince yıllık beyanname verilmeyecek.
Katma Değer Vergisi Kanunu'nun ilgili maddelerinde yapılan değişikliklerle de müzayede mahallerinde ve gümrük depolarında yapılan satışlar ile 10 Şubat 2005 tarihli ve Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu'na göre düzenlenen ürün senetlerinin, senedin temsil ettiği ürünü depodan çekecek olanlara teslimi vergi konusunu teşkil eden faaliyet olacak. Bu kanuna göre, düzenlenen ürün senetlerinin, senedin temsil ettiği ürünü depodan çekecek olanlara teslimine ait katma değer vergisinin ödenmesinden lisanslı depo işletmecileri sorumlu olacak. Tasarıya göre, düzenlenen ürün senetlerinin temsil ettiği ürünlerin depolardan çekilmesi vergiyi doğuran olay anı olarak görülecek.

Bir teslimin ihracat teslimi sayılabilmesi için, teslim yurt dışındaki bir müşteriye veya bir serbest bölgedeki alıcıya ya da yetkili gümrük antreposu işleticisine yapılmalı veya mallar yetkili gümrük antreposu işleticisine tevdi edilmesi gerecek, teslim konusu mal Türkiye Cumhuriyeti gümrük bölgesinden çıkarak bir dış ülkeye veya bir serbest bölgeye vasıl olması ya da yetkili gümrük antreposuna konulması gerekecek. Teslim konusu malın ihraç edilmeden önce yurt dışındaki alıcı adına hareket eden yurt içindeki firmalar veya bizzat alıcı tarafından işlenmesi veya herhangi bir şekilde değerlendirilmesi durumu değiştirmeyecek.

Yetkili gümrük antrepoları ile buralarda düzenlenmesi zorunlu belgeleri belirlemeye, konulacak malın cinsi ve miktarı ile bunların antrepoda bekleme sürelerine ilişkin olarak sınırlama getirmeye, Gümrük Müsteşarlığı'nın görüşü alınmak suretiyle Maliye Bakanlığı yetkili olacak. Yetkili gümrük antrepolarının işleyişine ilişkin olarak belirlenen esaslara uyulmaması halinde ziyaa (kayıp) uğratılan vergi, buna ilişkin olarak kesilecek ceza ve hesaplanacak gecikme faizinin ödenmesinden katma değer vergisi iadesi alanla birlikte antrepo işleticisi de müteselsilen sorumlu tutulacak.

Araçlar ve petrol aramalarında istisnayı öngören 13. maddenin, deniz ve hava taşıma araçları için liman ve hava meydanlarında yapılan hizmetlerle ilgili hükmü, ''deniz ve hava taşıma araçları için liman ve hava meydanlarında verilen hizmetler ile ihracat, ithalat ve transit rejim kapsamında işlem gören mallar için liman ve hava meydanlarında işleticileri tarafından verilen hizmetler ile gümrük hizmetlerinin verildiği gümrüklü sahalarda vergisiz satış yapılan işyerlerinin ve bu işyerlerine ait depo ve ardiye gibi bağımsız birimlerin kiralanması hizmetleri'' şeklinde değiştirildi. Maddeye, ''ürün senetlerinin, ürün ihtisas borsaları ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığından ürün senedi alım satımı konusunda izin alan ticaret borsalar aracılığıyla ilk teslimi'' hususu eklendi.
Transit taşımacılıkla ilgili 14. maddesine, ''standart depolarda istisna uygulanacak motorin miktarı TIR çekicilerinde 550 litreyi, istiap haddi 15 tona kadar olan (15 ton dahil) kamyon ve tankerlerde 300 litreyi, istiap haddi 15 tonun üzerinde olan kamyon ve tankerlerde ise 400 litreyi aşamayacak. Bu istisna miktarları, araçların frigorifik depoları için ayrıca uygulanacak hükmü'' eklendi. Bakanlar Kurulu, istisna uygulanacak bu miktarları, sıfıra kadar indirmeye, iki katına kadar çıkarmaya, araç cinsleri ve özellikleri itibarıyla farklılaştırmaya, Maliye Bakanlığı ise, bu istisna uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olacak.

Gelir İdaresi Başkanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunu'nda yapılan düzenlemeye göre, Uygulama ve Veri Yönetimi Daire Başkanlığı'nın görevleri arasına, ''Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu kapsamındaki kamu idarelerine verilmesi gereken her türlü beyanname, bildirge ve benzeri belgeleri, bu idarelerin mevzuatı gereğince elektronik ortamda bunlar adına almak'' dahil edildi.

Vergi Dairesi Başkanlığı'nı görevleri sıralanırken de ilgili işlemlerden dolayı idari yargı mercileri nezdinde yaratılan ihtilaflarla ilgili, bu merciler nezdinde talep ve savunmalarda bulunmak yer aldı.

Denetim elemanı ve uzman personel çalıştırılmasıyla ilgili maddede yapılan düzenlemeyle ''yapılacak yeterlilik sınavında başarılı olanlar vergi denetmenliğine atanırlar''''yeterlilik sınavında başarılı olanlar vergi denetmenliğine, başarılı olmayanlar ise derecelerine uygun memur kadrosuna atanacak'' şeklinde değiştirildi.
Maddede yapılan düzenlemeye göre, gelir uzmanları, özel yarışma sınavı sonucuna göre mesleğe gelir uzman yardımcısı olarak alınacak. Bunlar en az 3 yıl çalışmak ve olumlu sicil almak kaydıyla yeterlilik sınavına girmeye hak kazanacak. Yapılacak yeterlilik sınavında başarılı olanlar gelir uzmanlığına, başarılı olmayanlar ise derecelerine uygun memur kadrosun atanacak. Gelir uzmanlığında en az 7 yıl fiili hizmeti bulunan ve bu sürede olumsuz sicil almamış olan gelir uzmanlarından meslekleriyle ilgili alanlarda tezli yüksek lisans veya doktora yapanlar ya da Kamu Personeli Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavından en az C düzeyinde belge ibraz edenler, yapılacak sözlü sınavda başarılı olmak şartıyla devlet gelir uzmanlığına atanacaklar. Bunların mesleğe alınmaları yetiştirilmeleri ve yeterlilikleri ile çalışma usul ve esasları yönetmelikle düzenlenecek.
Gelir idaresi grup müdürü, vergi dairesi müdürü, müdür, vergi dairesi müdür yardımcısı ve müdür yardımcısı kadrolarına atanacakların, yapılacak yazılı ve sözlü sınavlardan ayrı ayrı 100 tam puan üzerinden en az 70 puan almaları gerekecek. Şu kadar ki, Devlet gelir uzmanlığı unvanına atandıktan sonra bu unvanda 5 yıl hizmeti bulunanlar sınava tabi tutulmadan müdür olarak atanabilecek.
ifadesi,

Vergi dairesi müdürleri, müdürler ve bunların yardımcıları ile vergi denetmenleri yer değiştirme suretiyle atamaya tabi olacak, buna ilişkin usul ve esaslarda yönetmelikle düzenlenecek.

Geçici maddeyle yürürlük tarihinden önce yeterlilik sınavına giren vergi denetmen yardımcılarından yapılan bu sınavlarda başarılı olamayan ve halen Başkanlık kadrolarında görev yapanlar, yürürlük tarihinden itibaren 6 aydan az olmamak üzere Başkanlık tarafından belirlenecek tarihte bir defaya mahsus olmak üzere düzenlenecek yeterlilik sınavına çağrılacak. Yapılan yeterlilik sınavına girenlerden başarılı olanlar vergi denetmenliğine, başarılı olamayanlar ise derecelerine uygun memur kadrosuna atanacaklar.


26 Ocak 2009

Yorum (0)

Vergi Affı


12/1/2009 ·

Bumin Doğrusöz

Affın ayak izleri

12.01.2009 | Bumin Doğrusöz
Birikmiş vergi borcu bulunan ve faizleri ile borcu ödenemez hale gelen, halen hakkında inceleme bulunan, vergi davasına taraf olan ve yargıda hak arayan veya yargıdan medet uman, zaman kazanmaya çalışan, kayıtları arasında koda alınmış belge bulunan, bütün bunların yanı sıra krizden etkilenen, işçisine ücretini nasıl ödeyeceğini düşünen, bir kısmı okurumuz pek çok kişi veya muhasebecisi, toplantılarda, sokakta karşılaştığımızda veya gönderdiği mail'lerde soruyor.
Soru ortak: Af var mı?

Ben nereden bileyim. Ama kimseyi inandıramıyorum. "Sen duyarsın" diyorlar.
Kişisel düşünce olarak vergi affına karşıyım. Anayasal açıdan vergi aslında af olamayacağı inancındayım. Ama vergiye bağlı fer'i borçlarda, gecikme faizinde, gecikme zammında, cezada af olabilir. Bunun takdiri yasama organındadır.
 Hatırlanacağı gibi en son 2002 yılında 4811 sayılı Vergi Barışı Kanunu ile bir af çıkarıldı. Bu kanunla ihtilaflı olsun olmasın vergiye bağlı gecikme faizinde, gecikme zammında, cezada af getirildi. Hatta matrah artırımı yolu ile af, geleceğe de teşmil edildi. IMF'nin karşı çıkmasına rağmen çıkartılan bu kanunla Hazine'ye, tahminlerin yaklaşık 3 katı tutarında da gelir sağlandı. Uygulama başarılı oldu.
Ancak bu kanun çıkarılırken bana göre çok büyük bir hata yapıldı. Vergi mevzuatı gözden geçirilmedi ve ülkeyi 4811 sayılı kanuna götüren sebepler ortadan kaldırılmadı, cezalar etkinleştirilmedi. Oysa yapılması gereken afla birlikte vergi sistemini de gözden geçirmek, sorunlu bütün düzenlemeleri revize etmekti.

Bu yapılmayınca, 4811 sayılı kanunu hazırlayan sebepler, o günden bugüne yavaş yavaş tekrar oluştu ve bence kriz ortamının da etkisi ile iyice gelişti.

Bence Maliye Bakanlığı da bunun farkında. Çünkü son bir yıl içinde yaşananlar bu görüntüyü, adeta çaktırmadan af oluşturma izlenimini veriyor. 2008'deki gelişmelere bir bakalım.

Önce 5736 sayılı Özel Uzlaşma Kanunu ile ihtilaflı borçlar temizlenmeye çalışıldı. Bu kanunla Meclis'e ait af ve cezayı kaldırma yetki ve işlevi, uzlaşma komisyonlarına aktarıldı. Ancak ihtilafı sona ermiş veya ihtilaf konusu olmamış pek çok borç bu kanunun kapsamı dışında kaldı. Uzlaşma komisyonları farklı ölçütlerle hareket etti. Neticede uygulama adaletsizlik yarattı.

Daha sonra tecil uygulaması getirildi. Bir genel tebliğ ile borçların yıllık yüzde 3 faizle 18 ay taksitlendirileceği açıklandı. Ancak bu uygulama getirilirken 1 Eylül itibariyle tahakkuk etmiş borçlar kapsama alınınca, yine pek çok borç kapsam dışında kaldı. Vergi mahkemesi aşamasındaki borçlulardan davadan vazgeçmeleri istendi. Borçlular buna yanaşmadı.
Bir kısım borçlu, 2 numaralı ihbarname tebliğ edilmediği için bu uygulamadan yararlanamadı. Burada da adaletsizlikler oluştu.
Bir kısım borçlu da kendilerince ödenemez hale gelmiş birikmiş faiz yükünden dolayı bu uygulamadan yararlanamadı.
Nihayet, 5811 sayılı Varlık Barışı Kanunu ile düşük vergileme yolu ile matrah artırımı benzeri bir uygulamaya gidilmek istenildi. Bu kanunun pek başarı şansı olmayacağı şimdiden belli. Çünkü kanundan yararlananlara yeterli güvenceler verilmedi. Çünkü kanun, bu kanundan yararlanarak varlık beyan edenleri, diğer mevzuatlar aşısından inceleme veya soruşturmadan kurtarmadığı gibi hürriyeti bağlayıcı ceza riskine karşı da korumuyor. Bunun dışında kanun, beyan edilen değerlerin, KDV'de olduğu gibi vergi farkı oluşan hallerde veya müteselsil sorumluluk halinde nazara alınmasına da engel.

Öte yandan Varlık Barışı Kanunu ile işletmelerin kayıtdışında kalmış hasılatlarının kayıt içine alınması amaçlanırken bu hasılatın oluşumu ile bozulmuş envanter veya stok kayıtlarının düzeltilmesini de öngörmüyor.

Diğer mevzuatlar için adaletsizliğe yol açtı eleştirisini getirdik. Varlık Barışı Kanunu adaletsizliğin yanı sıra eşitsizliğe de yol açıyor ve bu bakımdan anayasaya da aykırı. 2008 öncesi dönemlerle ilgili olarak 22 Kasım'dan sonra incelemeye girenlere çok büyük olanaklar sunulurken 21 Kasım ve öncesinde incelemeye alınanlar veya incelemesi tamamlananlar, bu olanaklardan mahrum bırakılmıştır. İki grubun katlanması gereken mali yükler arasından çok büyük farklar oluşacaktır.

Varlık Barışı Kanunu ile ilgili görüşlerimi daha önce yazdığım için, tekrar daha fazla ayrıntısına girmeyeceğim.

Zaten matrah artırımı yolu ile Hazine'ye iyi bir gelir elde etmek yerine, mükellefin takdirine bağlı ve gönlünden kopan bir matrah üzerinden alınacak yüzde 5 vergi ile yetinmenin de bir anlamı yoktur. Zira mali aflarda sadece mükellef menfaati söz konusu olmaz, aynı zamanda Hazine'nin menfaatinin söz konusu olması gerekir.

Kısaca bu üç düzenleme özünde, kısım kısım af öngörmüştür. Ancak hiçbiri amaca hizmet etmemiştir ve etmemektedir, kamuoyunda asıl affın ayak izleri olarak algılanmıştır.
Şu anda zaten ekonomik sıkıntı içerisinde bulunan mükellefleri rahatlatmak, ceza mahkemelerinde yargılanan binlerce insana bir umut ışığı olmak ve bunların yanı sıra Hazine'ye de iyi bir gelir sağlamak amacıyla 4811 sayılı Vergi Barışı Kanunu'nu yeniden canlandırmak, bugünkü ortamda bana en akılcı yol gibi geliyor. Ancak tabii ki, vergi mevzuatını da tekrar aynı ortamı sağlamayacak şekilde ve ivedilikle gözden geçirmek ve etkin bir ceza sistemine bağlamak kaydı ile.

Yorum (1)

Yalancıyı biliyoruz sgk yetkilisi burdan geçti


22/12/2008 ·

SGK nın yöneticisi sonrasını düsünmeden 80 bin vatandası sahtekâr ilan etmis olabilir mi


Geçen hafta bir büyük gazetede ‘80 bin ölü SGK’dan aylık almış’ manşet haberi gerçeği yansıtmıyor. Haberi okuyunca cümle alem sahtekâr olmuş, SGK’nın beceriksiz yöneticilerini de SGK’yı sahtekâr vatandaşlardan koruyan şövalyeler sanırsınız. İşin aslı hiç de öyle değil. Haberde adı geçen SGK’nın üst düzey yöneticisi kendi beceriksizliği ile görevi ihmalini ilan ediyor, haberi yok. Madem 80 bin dolandırıcı var, nerede 80 bin suç duyurusu...
.................
1-Ölenin yerine aylık alan sayısı 100 kişiyi geçmez

SGK’nın üst düzey bir yetkilisinin verdiği beyanata göre; “2003 yılından beri sürdürülen incelemelerde 80 bin kişinin, ölen yakınlarının emekli maaşını almaya devam ettiği tespit edildi” deniyor. YALAN KÜLLİYEN YALAN.

Fıkralar bu ülkede hem de SGK’da gerçek oluyor. Haber perşembe günü en çok satan gazete ZAMAN’da manşet idi, “80 bin ölü, devletten emekli maaşı almış!”. 80 bin ölü aylık aldıysa en az 80 bin sahtekârın, dolandırıcının olması, tıpkı “Şerafettin Nine” gibi onların da cezaevine girmesi gerekmez mi? İstatistiklere göre 1 Kasım 2008 günü itibarıyla sadece 43157 hükümlü var. Bunun içinde kader mahkumları olduğu gibi, hırsızı, katili, dolandırıcısı, kapkaççısı, zimmetine para geçireni yani velhasıla hepsi var. Öte yandan tutuklu sayısı ise 57.943 hepsi tamamı 101 bin kişi var.

Bu ülkeden ölenin yerine bir müddet aylık alan sayısı 100 kişiyi geçmez, nerede 80 bin kişinin ölenin yerine aylık aldığı gerçeği. Eğer öyle olsaydı şu an hapishanelerde 80 bin kişinin SGK’yı dolandırması nedeniyle cezaevinde yatıyor olması gerekirdi. Toplam mahkum sayısından bile haberi olmayan SGK’nın beceriksiz yöneticisi sayıyı da sallamış, 80 bin kişi sahtekârlık yapıp, ölenin yerine aylık alıyor diye beyanat vermiş.
________________________________________


2- Vefat edenin yakınlarının ölümü SGK’ya bildirme yükümlülüğü

yoktur, bildirse de bir işe yaramaz

Haberde deniyor ki, “...Mevzuata göre ölen emeklilerin bir ay içinde SSK, Bağ-Kur ya da Emekli Sandığı’na bildirilmesi gerekiyor...” bilgisi de doğru değil ama bu muhabirin değil haberi veren SGK yöneticisinin aymazlığı. Haberi veren SGK yöneticisinin kim olduğunu da verdiği bilgilerden çıkarabiliyorum ama neyse...

Mevzuata göre, hiç kimsenin ölen yakınını SGK’ya bildirme diye bir yükümlülüğü yoktur, hatta ölümü bildirme yakınların değil resmi makamların görevidir.

Herhangi bir vatandaşın yakınım öldü diye beyanı hiçbir resmi makamda muteber değildir. İşleme de alınmaz, hadi isterseniz deneyin, SGK’dan aylık alan bir yakınınızın öldüğünü bir dilekçe ile SGK’ya bildirin bir işlem yapabilecekler mi görün.

3-Ölümü ancak resmi makamlar bildirir

Mevzuat gereğince ölümü tespit eden yetkililer durumu Nüfus ve Vatandaşlık İşleri (NVİ) Genel Müdürlüğü’ne (veya Nüfus Müdürlüğü’ne) bildirirler. 25.04.2006 günü TBMM’de kabul gören ve 29.04.2006 günü Resmi Gazete’de yayımlanan NÜFUS HİZMETLERİ KANUNU’nun 31’inci maddesine göre;

Ölüm olayını;

a) Şehir ve kasabalarda 24/4/1930 tarihli ve 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu gereğince defin ruhsatı vermeye yetkili olanlar,

b) Köylerde, varsa resmî tabip veya sağlık kuruluşu yetkilileri, yoksa köy muhtarları,

c) Hastane ve bakım evi gibi sağlık kurumlarında kurum amirlikleri,

ç) Askeri birliklerde tabipler veya iç hizmet mevzuatına göre kıta komutanlıklarınca görevlendirilmiş olanlar ve askerlik şubeleri,

d) Doğal afetlerde mülkî idare amirlerince görevlendirilecek memurlar,

e) Adlî olaylarda ve kazalarda ilgili cumhuriyet savcılıkları, olayın meydana geldiği tarihten itibaren, dış temsilcilikler ise olaydan haberdar oldukları tarihten itibaren on gün içerisinde Genel Müdürlüğe ya da nüfus müdürlüğüne bildirmekle yükümlüdürler.

4- Nüfus Müdürlüğü de SGK’ya bilgisayarda gösterir

Nüfus Müdürlüğü’ne gidin, emeklinin karşısında emekli işareti vardır. Normal şartlarda NVİ’nin MERNİS sistemi gereğince, nüfus bilgilerini SGK 2001 yılından beridir anında gördüğü gibi vefat edeni de anında bilgisayarlarında görmektedir. Ancak, o kadar beceriksizler ki her zaman görebildikleri nüfus kayıtlarından bu kişilerin öldüğünü görüp aylıkları kesmeyi düşünemezler. Ölenin yakınlarının kendilerine nüfus müdürlüklerinden vukuatlı nüfus kayıt örneği alıp, SGK’ya bildirmelerini beklerler. Yoksa aylıkları kesmezler, üstelik aylık alanlardan bazılarını da belli aralıklarla yoklama kağıdı gönderip, yaşayıp yaşamadıklarını sorarlar. Yani SGK, nüfusu bilgisayarlarından kontrol edeyim diye de düşünemez mi?

5- Dul-yetim aylığı alacak olan varsa talep ederler

Vefat edenin geride, dul-yetim aylığı alacak eşi-çocukları varsa onlar, SGK’ya ölümü nüfus müdürlüklerinden alacakları vukuatlı nüfus kayıt örneği ile yaparlar, yani onlar da ölümü nüfus kayıtlarını delil göstererek SGK’ya bildirirler ve kendilerine dul veya yetim aylığı talep ederler. Burada da geride kalanların aylık talepleri yoksa SGK’ya ölümü bildirme yükümlülükleri yoktur.

Vefat edenin yakınlarının da bir ay için mirasçılarını belli etmek için asliye hukuk mahkemelerine müracaat edip, veraset ilamı çıkartmaları gerekir. Bunun dışında bir yükümlülükleri yoktur.

6- Reformdaki beceriksizliklerini gizlemeye çalışıyorlar

PEKİ o zaman bu tür yalan-dolan beyanatlar niye verilmiş de ZAMAN Gazetesi gibi saygın bir gazeteye manşet olmuş derseniz? Sosyal Güvenlik Reformu’nun tam gündemde olması gerektiği şu günlerde kamuoyunu reform haberlerinden uzaklaştırmak amacındalar. Çünkü, bu berbat reformdan milletin haberdar olmasını istemiyorlar. En azından yerel seçimlerin yapılacağı zamana kadar reformu kamuoyunun gündeminden düşürmek istiyorlar. Öte yandan seçimleri düşündüklerinden bilerek mi yoksa gerçekten beceriksiz oldukları için mi bilinmez, Sosyal Güvenlik Reformu’nu uygulamaya koyamadıklarını, nasıl altında kaldıklarını duyurmak istemiyorlar.

7- 18 bin bebek olayı da yalan

Yİne habere göre; “Kötü niyetli kişilerin SGK’yı dolandırma girişimleri, sadece ölenlerin maaşını almaya devam etmekle kalmıyor. Kurumun kontrolör ve müfettişleri daha önce de 18 bin bebeğin erken yaşta emeklilikten yararlanmak için ‘çalışıyormuş gibi’ sigortalı gösterildiğini tespit etmişti. Söz konusu bebeklerin sigortası da iptal edilmiş...” YALAN haberin daniskası.

Bu tür haberleri SGK yöneticileri aylardan beri uçuruyorlar. Peki etrafta 18 bin çocuğunun sigortası iptal edilmiş aile olsa bir tanesi bile TV’lere, gazetelere çıkmaz mıydı? Ben aylardan beri bir tanesi olsa da haber konusu yapsam diye uğraşıyorum ama yoklar, bir tane bile bulamadım. Hatta yılmadım, SGK’ya bilgi edinme yoluyla sordum, özel hayatın gizliliği deyip isim veremediler.

Mesela merak ediyorum, SGK’nın başkan yardımcısının çocuklarının sigortası iptal oldu mu? Sayın Cumhurbaşkanımızın oğlunun sigortası iptal oldu mu? Bakanların, milletvekillerinin çocuklarının-torunlarının sigortası iptal oldu mu? Peki bu haberin aslı ne? 1,5 milyon kişi 30 Nisan 2008 günü öncesine SSK’ya akın edip sigortalandı ve 65 yaşında emekli olmaktan kurtuldu. Öte yandan bir o kadar vatandaş ise çocuklarını sigortalı yapmadı veya yapamadı. İşte çocuklarını sigortalı yapamayan aileler devamlı surette bize de bir hak tanıyın diye SGK’ya müracaat edip, siyasilere baskı yapıyorlar. Bu ailelerin taleplerini azaltmak hatta yok etmek için ‘merak etmeyin, o çocukların sigortasını iptal ettik’ diyorlar.


AKŞAM / ALİ TEZEL

Yorum (0)

gelecekteki başkan yada siyaset


22/10/2008 ·

O şimdi BANKAMATİK MEMURU

Sosyal Güvenlik Reformu'nun baş mimarı Tahsin Güney, bankamatik memuru yapıldı



"PRİM AFFINDAN HABERİM YOK" DEYİNCE..
Çalışma Bakanı Faruk Çelik’le ters düşerek “Prim affından haberim yok” dediği için ani bir kararla görevinden alınan Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) eski Başkanvekili Tahsin Güney, “bankamatik memuru” yapıldı. Yeni Sosyal Güvenlik Sistemi’nin mimarı olarak görülen Güney, başkan vekilliğinden alındıktan sonra yürüttüğü başkan yardımcılığı görevinden de geçen hafta alındı. Kurum başkan vekilliği yaptığı için başmüfettişlik kadrosunda olmasına rağmen fiilen bu göreve de geri dönemeyen Güney, şu anda “bankamatik memuru” oldu. Güney, VATAN’a yaptığı açıklamada gelişmeyi doğruladı ancak devlet memuru olduğunu hatırlatarak bir yorum yapmak istemediğini söyledi. Yeni Sosyal Güvenlik Sistemi’nin teknokratlarından biri olan Güney, yasanın hazırlanmasından Meclis’ten geçtiği ana kadar yeni yasa ve altyapı çalışmalarını fiilen yürüttü.

KURUMDA İLGİNÇ ATAMALAR
Ancak Meclis Genel Kurulu’ndaki İstihdam Paketi görüşmeleri sırasında Çalışma Bakanı Faruk Çelik’in “prim affı” getireceklerini açıklaması üzerine, kendisine bu konuyu soran gazetecilere, “Bu ciddi bir konu. SGK Başkan vekili olarak böyle bir çalışmanın içinde değilim, böyle bir çalışmanın da olduğunu bilmiyorum. Olsaydı bizim içinde olmamız gerekirdi” diye konuşmuştu. Bu konuşma sonrası Güney ani bir kararla görevden alındı. Güney’in durumu kurumda da sıkıntı yaratmış durumda. Kurum koridorlarında “Bakanın öfkesine maruz kalan yandı” yorumları yapılıyor.

Başkanvekili dayanmayan SGK’da, Güney’in yerine Bursa Milletvekili olan Bakan Faruk Çelik’in yakın arkadaşı eski Bursa Defterdarı Fatih Acar getirilmişti. Yardımcılık görevini yürüten Güney’in yerine de Halkla İlişkiler mezunu olan Yahya Adıyaman getirildi.

Adıyaman, AKP hükümeti döneminde SSK’nın sağlık işleri, ardından da inşaat işleri birimine atanmıştı. Öte yandan yeni sigorta sisteminin belkemiği olan Bilgi İşlem biriminin başına ise Gaziantep eski Defterdarı Recep Karapınar atandı

Yorum (0)

Adana'da yatırım iklimi ve vergisel boyutu


13/8/2008 ·

Adana'da yatırım iklimi ve vergisel boyutu

11.08.2008 - 08:52



Serdar AKSOY / Adana Vergi Dairesi Başkanı

Adana önce tarım alanında daha sonra tarıma dayalı sanayinin gelişmesi ile ilk sanayileşen kentler arasında yer alarak, çok önemli üretim merkezlerinden birisi haline gelmesine rağmen, 80'li yıllardan sonra sanayileşmede duraklama dönemine girdi. Şehirleşmede yaşanılan gelişmelere paralel olarak Adana nüfusunun artmasıyla birlikte katma değer sağlayacak yatırımlara olan ihtiyaç da giderek arttı.

Artan yatırım ihtiyacının karşılanmasına yönelik tekstil, otomotiv, bitkisel yağ, döküm, metal, makine-yedek parça, plastik, kimya, mobilya, gıda sektörlerinde güçlü bir yapıya sahip olan ilimizde gelecek dönemde yapılması planlanan yatırımlarla gelişim gösterecek olan enerji, petrol kimya sanayi ve gemi inşa sektörünün lokomotif görevi gereceği söylenilebilir.

Enerji sektöründe, Tufanbeyli ilçesine kurulması planlanan termik santral, Aşağı Seyhan'da temeli atılan Yedigöze Barajı, Bakü-Ceyhan Boru Hattı, şu anda sanayide kullanılabilen doğalgazın il geneline dağıtım projesi, kurulması planlanan Ceyhan İhtisas Endüstri Bölgesi; tarım sektöründe, Organik Tarım Organize Bölgesi'nin kurulma çalışmalarının başlaması; turizm sektöründe, Yumurtalık ve Karataş ilçelerinin turizm bölgesi ilan edilmesi ile gerçekleşecek olan turizm yatırımları gibi gelişmeler, gelecekte Adana'nın ülke ekonomisi içerisindeki payının giderek artacağını işaret etmektedir. Ticaret ve ekonominin canlanmasının doğal sonucu olarak İlimizin vergi gelirleri ile ulusal ekonomiye katkısı da aynı oranda artacaktır.

Adana'da haziran sonu itibariyle 83 bin 566 mükellef var. İlk altı aylık toplam vergi gelirleri tahakkuku 1 milyar 161 milyon 391 bin YTL'dir. Bir önceki yıla göre tahakkuk artış oranı yüzde 22, tahsilat artış oranı yüzde 25 oldu. Bu yılın ilk yarısında dahilde alınan KDV tahsilatında geçen yıl aynı döneme göre yüzde 419, kurumlar vergisi tahsilatında ise yüzde 40'lık artış sağlanmıştır.

Adana'da geçmiş yıllara göre yaşanılan bu iyileşmelere paralel olarak vergisini zamanında ve tam ödeyen mükelleflerle, vergisel ödevlerini eksik yerine getiren ya da hiç yerine getirmeyen mükellefler arasında oluşacak haksız rekabetin en aza indirilmesi sağlanıyor. Sonuç olarak; Adana'da üretim faktörleri açısından dev bir yatırım potansiyeli vardır. Adana'nın ulaşım, altyapı, hammadde, insan gücü, pazara yakınlık gibi üstünlükleri Adana'yı yatırım merkezi yapmak için yeterlidir. Tüm kamu kurumlarının ve özellikle mali idarenin, her zaman her konuda dürüst çalışan, vergisini tam ve zamanında ödeyen mükelleflerimizin yanında olduğunu, kayıtdışı ekonomiyle hep birlikte mücadele etmemiz gerektiğini hatırlatmak istiyorum.

Yorum (0)

Vergi denetmeninin eşinin telefonu dinleniyor


11/8/2008 ·

Maliye Bakanlığı’na telekulak soruşturması

11/08/2008

Danıştay, Maliye Bakanlığı’nda bazı görevliler hakkında Teftiş Kurulu Başkanlığı’nca başlatılan idari soruşturma kapsamında vergi denetmeni olarak görev yapan Nermin Ateş’in telefonlarının dinlenmeye alınmasını yasalara aykırı buldu

 ANKARA - Maliye Bakanlığı’nda ’telekulak’ skandalı patladı. Danıştay 1. Dairesi, Maliye Bakanlığı’nda bazı görevliler hakkında Teftiş Kurulu Başkanlığı’nca başlatılan idari soruşturma kapsamında vergi denetmeni olarak görev yapan Nermin Ateş’in telefonlarının dinlenmeye alınmasını yasalara aykırı buldu.

Danıştay, Ateş’in telefonlarını dinlemeye aldıran Maliye Bakanlığı yetkilileri hakkında soruşturma izni istenmesine dair yapılan başvuruya ilişkin hazırlanan raporu yetersiz buldu. Yeni bir raporun hazırlanıp kendilerine gönderilmesini isteyen Danıştay, daha sonra Maliye Bakanlığı yetkililerinin "görevi kötüye kullanmak" suçunu işleyip işlemediklerine karar verecek.

 VERGİ DENETMENİNİN TELEFONU KOCASININ ÜZERİNE KAYITLI

 Nermin Ateş’in kullandığı cep telefonunun, eşi Hıdır Ateş adına kayıtlı olduğu tesbit edildi. Hıdır Ateş, Teftiş Kurulu Başkanlığı’na başvurarak eşi Nermin Ateş’in kullandığı ve kendi adına kayıtlı bulunan cep telefonunun hangi gerekçelerle dinlemeye alındığını sordu. Bilgi Edinme Hakkı çerçevesinde dilekçe yazarak, telefonunun neden dinlendiğini soran Ateş’e, istediği bilgilerin kendisine verilemeyeceği yanıtı verildi.

Ateş de, bu yazı sonrası hakkında açılmış bir soruşturma olmadığı halde telefonunun dinlemeye alınarak özel hayatın gizliliğinin ve iletişim özgürlüğünün ihlal edildiğini iddia ederek telefonu dinlemeye alan Maliye Bakanlığı yetkilileri hakkında şikayetçi olduğunu belirterek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Başsavcılık da ilgililer hakkında soruşturma başlatmak için Maliye Bakanlığı’ndan izin istedi. Maliye Bakanlığı, olayı incelemesi için müfettiş görevlendirdi. Müfettiş, Ateş’e ait telefonu dinlemeye aldırma eylemiyle illiyet bağı bulunan tüm şüphelilerin isnat edilen eylemle ilgilerine göre haklarında soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi yönünde bir öneri getirilmesi yönünde bir inceleme yapmadan soruşturma izni verilmemesi gerektiğini belirtti.

 BAKANLIĞIN KARINA İTİRAZ

 Hıdır Ateş, Maliye Bakanlığı’nın bu kararına itiraz etti. İtirazı görüşen Danıştay 1. Dairesi Maliye Bakanlığı yetkilileri hakkında soruşturma vizesi verdi. Kararda şöyle denildi:

"Eylemle illiyet bağı bulunan şüphelilerin ismen ve görev yerleri itibariyle tespit edilerek haklarında yasal merci tarafından ön inceleme emri verilmesi, bu emre dayalı olarak tüm şüphelileri kapsayan bir ön inceleme raporu düzenlenmesi ve yetkili merci tarafından söz konusu inceleme raporu da göz önünde bulundurulmak suretiyle tüm şüpheliler hakkında soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin bir kararın tesis edilmesi, verilecek kararın türüne göre gerekli yazılı bildirimlerin yapılması, tesis edilen karara karşı itirazda bulunulması durumunda yazılı bildirimlere ilişkin günlü ve imzalı bildirim alındıkları ile itiraz dilekçelerinin de eklenerek dosyanın eksiksiz olarak dairemize gönderilmesi gerektiğinden, itirazın kabulüyle Maliye Bakanı’nın, şikayetin işleme konulmamasına ilişkin kararının kaldırılmasına, dosyanın gereğinin yapılması için Maliye Bakanlığı’na iadesine oy çokluğuyla karar verildi"

Maliye Bakanlığı, Danıştay’ın bu kararının ardından yeni bir rapor hazırlayacak. Danıştay da hazırlanan raporu inceledikten sonra Maliye Bakanlığı yetkililerinin "görevi kötüye kullanmak" suçunu işleyip işlemediklerine karar verecek. (anka)

Yorum (0)

key listeleri


4/8/2008 ·

DOSYALARI NASIL İNDİRECEKSİNİZ

Dosya indirme

1- Öncelikle nejattt hocamızın yüklediği aşağıdaki linke tıklayınız. Ayrı bir explorer sayfası açılacaktır.

2- Gelen sayfadan Free User butonuna basın.

3- Size belirli bir süre verecek, o sayaçın sayma işlemi bittikten sonra, çıkan download butonuna basın dosyayı nereye istiyorsanız indirin.

İndirilen Dosyayı açma.

1- Öncelik dosyanın açılması için adobe reader programının bilgisayırınızda kurulu olması lazım.

2- O programı da ücretsiz olarak bu linkten indirebilirsiniz

3-Adobe Reader 'ı indirin, kullanım koşullarını kabul edin. Sürekli ileri(next) diyerek kurulumu tamamlayın. İndirdiğiniz dosyayı bu program kurulduktan sonra inceleyebilirsiniz.

Yukarıdaki bilgiler boraeker adlı memurlar.net üyesi tarafından yazılmıştır.

İŞTE RAPİDSHARE'DEKİ İLGİLİ ADRESLER

A RIFAT AKKAYA-ABDULSELAM YILDIZ

http://rapidshare.com/files/132905947/C__304_LT-1.pdf

ABDULSELAM YILDIZ-ADNAN SACLI

http://rapidshare.com/files/132906581/C__304_LT-2.pdf

ADNAN SAÇAK-AHMET ERYILMAZ

http://rapidshare.com/files/132906979/C__304_LT-3.pdf

AHMET ERYILMAZ-AHMET SULAR

http://rapidshare.com/files/132907253/C__304_LT-4.pdf

AHMET SULAR-ALI CANDAR

http://rapidshare.com/files/132907867/C__304_LT-5.pdf

ALI CANDAR-ALi AKSU

http://rapidshare.com/files/132917491/C__304_LT-6.pdf

ALİ AKSU-ALİ RIZA ÜNAL

http://rapidshare.com/files/132908401/C__304_LT-7.pdf

ALİ RIZA ÜNAL-ASIM İNAN

http://rapidshare.com/files/132908666/C__304_LT-8.pdf

ASIM iNAN-AYHAN NAMLI

http://rapidshare.com/files/132908981/C__304_LT-9.pdf

AYHAN NAMLI-AYSE ZEYNEP ÖGEL

http://rapidshare.com/files/132917755/C__304_LT-10.pdf

AYSE ZEYNEP SABUNCU-BAYRAM DOGAN

http://rapidshare.com/files/132917744/C__304_LT-11.pdf

BAYRAM DOGAN-BEYZAR TASKÖPRÜ

http://rapidshare.com/files/132924404/C__304_LT-12.pdf

BEYZAT AKDEMIR-CAFER DÖNERTAS

http://rapidshare.com/files/132927382/C__304_LT-13.pdf

CAFER DÖNERTAS-CEMAL ÖZYAY

http://rapidshare.com/files/132927681/C__304_LT-14.pdf

CEMAL ÖZYILDIZ-CEYDA ER CERRAHOGLU

http://rapidshare.com/files/132927643/C__304_LT-15.pdf

CEYDA ERCAN-DİLEK ERİK

http://rapidshare.com/files/132927705/C__304_LT-16.pdf

DİLEK ERİKAN-EFRAHIM YENILMEZ

http://rapidshare.com/files/132927655/C__304_LT-17.pdf

EFRAHIM YESILYURT-EMİNE UGUZ

http://rapidshare.com/files/132927803/C__304_LT-18.pdf

EMİNE UGUZ-ERDOGAN DANIS

http://rapidshare.com/files/132928174/C_LT-19.pdf

ERDOGAN DANIS-ESAT BUCAK

http://rapidshare.com/files/132928357/C_LT-20.pdf

ESAT BUCUKA-FATIH GOGBULUT

http://rapidshare.com/files/132928514/C_LT-21.pdf

FATIH GOGUSGEREN-FERHAT AVCI

http://rapidshare.com/files/132928697/C_LT-22.pdf

FERHAT AVCI-FİKRİYE ÖZCAN

http://rapidshare.com/files/132928820/C_LT-23.pdf

FİKRİYE ÖZCAN KARABULUT-GULTEN KARAOSMANOGLU

http://rapidshare.com/files/132929001/C_LT-24.pdf

GULTEN KARAPINAR DINGIL-HABİBE GÖKSÜN

http://rapidshare.com/files/132929167/C_LT-25.pdf

HABİBE GÖKTEKİN-HALIL UCAR

http://rapidshare.com/files/132929314/C_LT-26.pdf

HALIL UCAR-HAMIT YIGITER

http://rapidshare.com/files/132929494/C_LT-27.pdf

HAMIT YILDIRAN-HASAN DERNEKBASI

http://rapidshare.com/files/132929640/C_LT-28.pdf

HASAN DERNEKBASI-HASAN TÜRKÖZ

http://rapidshare.com/files/132929764/C_LT-29.pdf

HASAN TÜRKÖZ-HAYRETTIN OZYURT

http://rapidshare.com/files/132930640/C_LT-30.pdf

HAYRETTIN OZYURT-HULYA POLAT

http://rapidshare.com/files/132930769/C_LT-31.pdf

HULYA POLAT-HÜMMET KILIÇ

http://rapidshare.com/files/132930899/C_LT-32.pdf

HÜMMET KILIÇ-HÜSMEN ALKAN

http://rapidshare.com/files/132931025/C_LT-33.pdf

HÜSMEN ALTIN-IMDAT UCAR

http://rapidshare.com/files/132931160/C_LT-34.pdf

IMDAT UCAR-iBRAHiM AN1L

http://rapidshare.com/files/132931315/C_LT-35.pdf

İBRAHİM APAK-İLKER ERDOGAN

http://rapidshare.com/files/132931469/C_LT-36.pdf

İLKER ERDOGAN-İSMAİL SASMAZ

http://rapidshare.com/files/132931612/C_LT-37.pdf

iSMAiL SASMAZ-KAMIL AGIRBAS

http://rapidshare.com/files/132931771/C_LT-38.pdf

KAMIL AGIRBAS-KEMAL SAGKOL

http://rapidshare.com/files/132931943/C_LT-39.pdf

KEMAL SAGLAM-LEYLA EKIZGELI

http://rapidshare.com/files/132932090/C_LT-40.pdf

LEYLA EKİCİ-MAKBULE KAVAK

http://rapidshare.com/files/132932258/C_LT-41.pdf

MAKBULE KAVAKL1-MEHMET BAL

http://rapidshare.com/files/132932413/C_LT-42.pdf

MEHMET BAL-MEHMET ESENLEKCI

http://rapidshare.com/files/132932581/C_LT-43.pdf

MEHMET ESENLI-MEHMET MERDANE

http://rapidshare.com/files/132932775/C_LT-44.pdf

MEHMET MERDANOGLU-MEHMET TOPRAK

http://rapidshare.com/files/132932900/C_LT-45.pdf

MEHMET TOPRAK-MERAL GOZUBUYUK

http://rapidshare.com/files/132933053/C_LT-46.pdf

MERAL GOZUKAN-MEVLÜT KOLO

http://rapidshare.com/files/132933217/C_LT-47.pdf

MEVLÜT KOLSUZ-MUHITTIN TOPCU

http://rapidshare.com/files/132933355/C_LT-48.pdf

MUHITTIN TOPCU-MURAT YILDIRIM

http://rapidshare.com/files/132933481/C_LT-49.pdf

MURAT YILDIRIM-MUSTAFA CEVIK

http://rapidshare.com/files/132933620/C_LT-50.pdf

MUSTAFA CEVIK-MUSTAFA KIYAK

http://rapidshare.com/files/132933767/C_LT-51.pdf

MUSTAFA KIYAK-MUSTAFA YAVAS

http://rapidshare.com/files/132933894/C_LT-52.pdf

MUSTAFA YAVAS-NADIYE SAYICI

http://rapidshare.com/files/132934055/C_LT-53.pdf

NADIYE SELVI-NECATİ EVRENDİREK

http://rapidshare.com/files/132934269/C_LT-54.pdf

NECATİ EVRENDİREK-NESRİN SIRAÇ

http://rapidshare.com/files/132934420/C_LT-55.pdf

NESRiN SIRMALI-NiYAZi KAYA

http://rapidshare.com/files/132934621/C_LT-56.pdf

NİYAZİ KAYA-NURSEL ATES

http://rapidshare.com/files/132934782/C_LT-57.pdf

NURSEL ATES-ORHAN GÜÇLÜ

http://rapidshare.com/files/132934939/C_LT-58.pdf

ORHAN GÜÇLÜ-OSMAN TOKGOZ

http://rapidshare.com/files/132935126/C_LT-59.pdf

OSMAN TOKGOZ-ÖZKAN KORUYUCU

http://rapidshare.com/files/132935298/C_LT-60.pdf

ÖZKAN KOSARYILMAZ-RAMAZAN KÖROGLU

http://rapidshare.com/files/132935439/C_LT-61.pdf

RAMAZAN KÖROGLU-RECEP YAVUZ

http://rapidshare.com/files/132935645/C_LT-62.pdf

RECEP YAVUZ-S ALBATROS AKKAYA

http://rapidshare.com/files/132935796/C_LT-63.pdf

S. ALEV TOPUZOGLU-SAHAP DURGUN

http://rapidshare.com/files/132935954/C_LT-64.pdf

SAHAP DURMUS-SAMİ ÇAMLICA

http://rapidshare.com/files/132936182/C_LT-65.pdf

SAMİ ÇAMLIDAG-SELAHATTIN CUBUK

http://rapidshare.com/files/132936346/C_LT-66.pdf

SELAHATTIN CUBUK-SEMSIGUL CEPNIOGLU

http://rapidshare.com/files/132936513/C_LT-67.pdf

SEMSIGUL KAHREMAN-SEVIM AY

http://rapidshare.com/files/132936695/C_LT-68.pdf

SEVIM AY-SİNAN ÇELİK

http://rapidshare.com/files/132936834/C_LT-69.pdf

SİNAN ÇELİK-SÜLEYMAN ARAÇ

http://rapidshare.com/files/132936990/C_LT-70.pdf

SÜLEYMAN ARAÇ-SENOL YİGEN

http://rapidshare.com/files/132937136/C_LT-71.pdf

SENOL YiGEN-TAMER MANTICI

http://rapidshare.com/files/132937298/C_LT-72.pdf

TAMER MARANGOZOGLU-TURGAY LALBEK

http://rapidshare.com/files/132937459/C_LT-73.pdf

TURGAY LATINLER-ÜZEYİR SAHİN

http://rapidshare.com/files/132937636/C_LT-74.pdf

ÜZEYİR SAHİN-YAKUP ÖZYILMAZ

http://rapidshare.com/files/132937802/C_LT-75.pdf

YAKUP ÖZYILMAZ-YENER YIGIT

http://rapidshare.com/files/132937954/C_LT-76.pdf

YENER YIL-YUSUF DOGAN

http://rapidshare.com/files/132938100/C_LT-77.pdf

YUSUF DOGAN-ZEKERIYA TERZI

http://rapidshare.com/files/132938256/C_LT-78.pdf

ZEKERIYA TERZI-ZUMRUTE KAHRAMAN

http://rapidshare.com/files/132938426/C_LT-79.pdf

ZUMRUTE KILINC-Z.ZÜLAL KURTULUS

http://rapidshare.com/files/132938443/C_LT-80.pdf


Yorum (0)

Adana Barosu'ndan (Salmaya ) Gelir İdaresi'nin Avukat Takibine Tepki


30/6/2008 ·

Adana Barosu'ndan Gelir İdaresi'nin Avukat Takibine Tepki

17.03.2008

Adana Baro Başkanı İbrahim Gazioğlu, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından avukatların gelirlerinin takibe alınarak, bankadaki hesaplarının incelenmesi ve buna bağlı olarak matrah artışı talebinde bulunulmasının hukuki olmadığını ileri sürdü.

Adana Baro Başkanı İbrahim Gazioğlu, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından avukatların gelirlerinin takibe alınarak, bankadaki hesaplarının incelenmesi ve buna bağlı olarak matrah artışı talebinde bulunulmasının hukuki olmadığını ileri sürdü.
Gazioğlu, Adana Barosu'nda düzenlediği basın toplantısında, Gelir İdaresi Başkanlığı'nın, 2007 yılında KDV beyannamelerinde bildirdiği hasılat tutarı, aynı yıl içinde banka hesaplarına yatan paralar ile aldıkları araba ve gayrimenkuller 100 bin YTL'nin altında olan 40 bin serbest meslek erbabına tek tek uyarı mektubu göndermeye başladığını, bunun içerisinde çok sayıda avukatın da bulunduğunu ifade etti. Gazioğlu, Türkiye genelinde başlatılan bu uygulama sonucunda meslektaşlarının banka hesaplarının incelendiğini ve hesap hareketleri gereğince matrah artırımı talebinde bulunulduğunu kaydetti.
Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından hayata geçirilen bu uygulama ve talebin hukuka uygun olmadığını ve avukatlara baskı ile matrah artırmaya yönelik bir hareket olduğunu savunan Gazioğlu, "213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 148. maddesinde, Maliye Bakanlığı veya vergi incelemesi yapma, yetkililerin istedikleri bilgileri, kamu kurum ve kuruluşları ile mükellef veya mükellefle ilişkide bulunan kişilerin vermek zorunda oldukları belirtilmiştir. Bilgi istenen kişinin, bilgi vermekten imtina edeceği konular da aynı kanunun 151. maddesinde açıklanmıştır. Vergi Usul Kanunu'nun 151/3 maddesinde ise 'Avukatlar ve dava vekillerinden kendilerine tevdi olunan işler veya görevleri dolayısıyla muttali, oldukları ahval ve hususların bildirilmesi istenmez, şu kadar ki bu yasak müvekkil adlarıyla vekalet ücretlerine ve giderlerine şamildir' denilerek, avukatlardan belli bazı konularda bilgi istenemeyeceği belirtilmiştir" dedi.
Gazioğlu, Vergi Usul Kanunu'nun 135. maddesinde de vergi incelemesinde yetkilerin belirtildiğine dikkat çekerek, şunları kaydetti:
"Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından avukatlara gönderilen mektuplarda, genel ifadelerle banka hesaplarına nakden veya banka havaleleriyle 2007 yılında 100 bin YTL sınırını aştığı iddia edilerek, Mart 2008 ayında verilecek 2007 yılı ile ilgili gelir vergi beyannamesinde, mükelleflerin gönüllü uyumu projesi uyarınca, ima yollu yüksek gelir vergisi matrahı beyan edilmesi, aksi halde inceleme riski olduğu hususunda hatırlatma yapılmıştır. Bu uyarı yazısı içerik ve üslup bakımından hukuka uygun değildir.
Avukatların banka hesaplarına gelen ya da yapılan havalelerin avukatın serbest meslek kazancı olarak değerlendirilmesi yanlıştır."
Gazioğlu, Gelir İdaresi Başkanlığı'nın uygulamaya koyduğu bu durumun matrah artırmaya yönelik olduğunu ve hukuki dayanağının olmadığını, yanlıştan dönülmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Yorum (0)

Arkadaşlar, temiz siyaset için aşağıdaki şiiri bloglarınızda yayınlayabilirsiniz.


20/6/2008 ·

Arkadaşlar, temiz siyaset için aşağıdaki şiiri bloglarınızda yayınlayabilirsiniz.


Sanki Neyzen Tevfik aşağıdaki şiiri bizim meclistekiler için yazmış!


Kime sordumsa seni doğru cevap vermediler
Kimi alçak, kimi hırsız, kimi deyyus! dediler...
Künyeni almak için, partiye ettim telefon
Bizdeki kayda göre, şimdi o mebus dediler!...

Neyzen Tevfik

Yorum (0)

« Önceki :: Sonraki »

"Kuyruğunu kendine batırmıştı ki akrep durdurmak için zamanı , yetişti peşinden yelkovan: Dur! dedi , henüz gelmedi zamanı intiharın , henüz bitmedi tarihin macerası…"
: : : : DAL RÜZGARI AFFETMİŞTİR AMA; KIRILMIŞTIR BİR KERE... : : : : align="middle" height="250" width="200">























, ,

VERGİDENETMENİ